Hakkımızda

Bu nurlu eserleri, ilk el yazısı ile yazıldığı yıllar her türlü manilere ve imkansızlıklara rağmen bir köyden diğer köye ulaştırıp "Nur Postacıları" namını alan zatların küçük bir cilvesine mazhar olabilmek için bu siteyi kurduk. Günümüzde de bir köy şekline dönüşen dünyamızda, NPublish ailesi olarak Mukaddes Kur'anımızı ve bu nurlu eserleri dünyanın dört bir yanından ulaşılabilir kılmayı hedefledik. Bu çalışmamızda bize her türlü desteği veren arkadaşlarımızı tebrik ediyoruz. Gayret bizden muvaffakiyet Rabbimizden.

 

Bediuzzaman Said Nursi, talebeliği senelerinde temel islami ilimler ile alakalı 90 eseri hıfzına alarak ve her gece bunlardan birini tekrar ediyordu. Bu tekrarlar O'nu, Kur'an ayetlerinin fehmine derinlemesine nüfuz etmesine bir vesile oldu ve her bir Kur'an ayetinin bütün kâinatı ihata ettiğini gördü.

Bir gün İngiliz Meclis-i Meb'usanı'nda müstemlekât nâzırı, elinde Kur'ân-ı Kerim'i göstererek söylediği bir nutukta: 

"Bu Kur'ân, İslâmların elinde bulundukça biz onlara hâkim olamayız. Ne yapıp yapmalıyız, bu Kur'ân'ı onların elinden kaldırmalıyız; yahut Müslümanları Kur'ân'dan soğutmalıyız." diye hitabede bulunmuş. 

İşte bu müthiş haber, O'nda târifin fevkinde bir tesir uyandırmıştı. İstidadı şimşek gibi alevli, duyguları ve bütün letâifi uyanık ve ilim, irfan, ihlâs, cesaret ve şecaat gibi hârika inayet ve seciyelere mazhar olan Bediüzzaman'ın, bu havadis üzerine: "Kur'ân'ın sönmez ve söndürülmez mânevî bir güneş hükmünde olduğunu, ben dünyaya isbat edeceğim ve göstereceğim!" diye kuvvetli bir niyet ruhunda uyanır ve bu saikle çalışır.